Beni çileden çıkaran bir ifade biliyor musunuz? “Evcil hayvanlar da insandır.” Hayır, değiller. Onlar evcil hayvan. Bir insanı masadan yemek aldığı için azarlar mıydınız? Oturma odanızın zeminindeki bir insanın dışkısını temizleyip ardından sevgiyle başını okşar mıydınız? Elbette hayır. Beni yanlış anlamayın, şımartmanın da bir zamanı ve yeri vardır. Köpeğinize olağanüstü miktarda sevgi göstermek ve onu fazlasıyla şımartmak, nispeten zararsız zaaflardır. İnsanlara kıyasla onlara ayrıcalıklı davranmaya başladığınız noktada sınırlar bulanıklaşmaya başlar. Evcil hayvanlar sevgi dolu ve değerli dostlardır, ancak onlara insan gibi davranmaya başladığınızda delilik sınırını aşmış olursunuz. Yine de bu olgu günümüz kültüründe hiç olmadığı kadar yaygın. Evcil hayvan takıntılı insanlar artık çok yaygın ve her geçen an sayıları artıyor. Bugün, evcil hayvan takıntısındaki bu yükselen eğilime göz atacağız.
Belki de biraz fazla ileri giden evcil hayvan takıntısına mükemmel bir örnek yakın zamanda haberlerde yer aldı. Bir adam, batan bir gemiden 9 yaşındaki Jack Russell Terrier'ını güvenle kıyıya yüzdürerek kurtardı. Ardından, güvenlik halatı görünüşe göre bir yere takılmış olan eşi için geri döndü.
Bunu bir an düşünün.
Okurlar, sizler için bilmiyorum ama ben köpeğimi güvene ulaştırırken eşimi tehlikeli bir durumda bıraksaydım, ikinci kez onu almaya gittiğimde tehlikede olan kişi ben olurdum. Adil olmak gerekirse, çift yorum yapmayı reddetti; bu nedenle eşin içinde bulunduğu tehlikenin boyutu biraz belirsiz. Yine de evcil hayvan takıntısının ne tür çarpık öncelikler yaratabileceğini görebilirsiniz.
İnsan/Evcil Hayvan İlişkisinde Yükselen Eğilim
Evcil hayvanlar artık her zamankinden daha fazla hanenin büyük bir parçası hâline geliyor. Kelton Research tarafından yapılan bir ankete göre, Amerikalı evcil hayvan sahiplerinin %81'i evcil hayvanlarını ailenin tam teşekküllü üyeleri olarak görüyor. %58'i ise kendilerini evcil hayvanlarının annesi veya babası olarak tanımlıyor. Ne kadar ürkütücü olsa da, kendimi o %58'in içinde sayıyorum. Amerikalıların yarısından fazlası, evcil hayvanları hakkında seks veya siyasetten daha çok konuştuklarını itiraf ediyor. Siyaseti anlıyorum ama seksten daha mı çok? Bu istatistiğin parçası olmadığım için mutluyum.
American Pet Products Manufacturers Association tarafından yapılan bir başka anket, Amerika'da evcil hayvan sahipliğinin de tüm zamanların en yüksek seviyesinde olduğunu; tahminen 71,1 milyon kişinin kedi, köpek veya her ikisine birden sahip olduğunu belirtiyor. Ayrıca her yıl evcil hayvan ürünleri ve sağlık hizmetleri için 41 milyar doların üzerinde para harcanıyor.
Bu sayılar tek başlarına özellikle endişe verici olmasa da, son yıllarda evcil hayvanlara gösterilen ilgi ve uygulanan bakımda yükselen bir eğilime işaret ediyor. Peki zararsız bir şımartma, ne zaman kontrolden çıkarak potansiyel olarak zarar verici veya tehlikeli bir davranışa dönüşür?
Evcil hayvan takıntısının ne zaman sınırı aştığını ve fiziksel ya da sosyal açıdan zarar verici hâle geldiğini öğrenmek için bir sonraki yazımıza göz atın.
Yorumlar
Henüz yorum yok. Düşüncelerinizi paylaşan ilk kişi olun.
Yorum bırakın